2 Mayıs 2009 Cumartesi

SU DA YANAR


Kerkük alev alev yanıyor hoyratlarda, divanlarda. Bakın "Muhalif Hoyrat"ta su bile yanıyor:

Kalbime ateş düştü
İçinde yâr da yandı
Su septim ateş sönsün
Septiğim su da yandı

Bu Divan'da ise Kerem yanıyor, ama aşkı için Kerem gibi yanmak için yalvaranlar da eksik değil:

Dede gene men de yanam
Aç sinen ben dayanam
Kerem eşkinden yandı
Kölen olam umut ver ben de yanam

28 Mart 2009 Cumartesi

WOOD CAN'T HELP BEING BEAUTIFUL


Büyük İngiliz ressamı David Hockney, memleketi East Yorkshire'da yaptığı gezintiler sırasında görmüş yüz yıl önce dikilmiş kayın ağaçlarının oluşturduğu bu koruyu. Ve görür görmez bu korunun dört mevsimdeki halini resmetmeye karar vererek ilk iş olarak yukarıda gördüğümüz fotografı çekmiş.

Sonra kayın ağaçlarının yaz görünümünü resmetmiş aşağıdaki şekilde.

Daha sonra da bu kış görünümü çıkmış ortaya.


Sıra bahar resmine geldiğinde tekrar aynı noktayı ziyarete giden Hockney büyük bir hayalkırıklığıyla karşılaşmış.


"O küçük koruluğa yaklaşmak bile benim için önemli bir olaydı. Sanki büyük, muhteşem bir tapınağa yaklaşıyordum. Ağaçların her biri anıtsal, ulu, görkemliydi. Gördüğüm manzara ise sanki küçük bir köyün 900 yıllık kilisesinin köylüler tarafından bir gece içinde yerle bir edilmiş olması gibiydi. Herhalde korunun sahiplerinin bunu yapmaya hakları vardır. Ama neden hiç kimse birşey sormadı? Artık kimse birşey sormuyor. Ama güzelliği yok edemiyorlar. Ağaçların orada istiflenmiş gövdeleri bile güzeldi. SIMPLY BECAUSE WOOD CAN'T HELP BEING BEAUTIFUL."

7 Ocak 2009 Çarşamba

Sakın şaşırma!



Biz bir avuç insanız. Yaz kış demeden, dere tepe yürürüz. Bu fotografta olduğu gibi sislerin arasından birer hayalet gibi süzüldüğümüz de olur, yolumuzu kaybedip kaybolduğumuza sevindiğimiz de. Günlük kaygılarımızı, işlerimizdeki gerginlikleri, yaşadığımız hoyratlıkları şehrin toz ya da kömür kokulu sokaklarında bırakır, atarız kendimizi tabiatın bağrına. Biliriz ki ruhlarımızı asıl huzura kavuşturacak olan tabiatın o muhteşem sessizliği, o benzersiz yaratıcılığıdır. Bir çiçekte, bir böcekte, mutevazı bir ardıç ağacının dallarında en kutsalın gölgesini biz görürüz. Ve hep bir sonraki gelişimizde bu güzellikleri bir daha göremeyecek olmanın endişesi içinde tutunuruz tabiata ve birbirimize. Bir ibadet gibidir bizimkisi: Tanrının yarattıklarına şükreder, tabiatın bereketinin bol olması için sessiz dualar ederiz. Bir dahaki sefere sislerin arasından sessizce süzüldüğümüzü gördüğünüzde sakın şaşırmayın.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Kıymayınız beyler!


Kimseler bilmiyor belki, ama bu ulu kayın ağacı Zenimos'un koruyucusu. Kadına Irmağında yalnız kaldı o. Yüzyıllardır bu toprakların simgesi olan bütün ağaçlar kesildi. Ormanı çay bahçesine dönüştürme sevdasına direnen bir o kaldı. O da giderse bilmiyorlar ki yalnız Kadına Irmağının değil, bütün bu toprakların bereketi kaçacak. Vadide bir başına Yüce Yaratıcının elçisi olarak börtü-böceği o koruyor; kalan ağaçları, çiçekleri, hatta toprağın kendisini o koruyor. Ona kıymayın beyler! O da giderse sizin Zenimos'da barınacak ocağınız kalmayacak. Arılarımız terk edecek bizi. Kuşlarımız uçup gidecek ve bir daha asla dönmeyecekler. Nafile bir gayretle çaya dönüştürmeye gayret ettiğiniz ormanlarımızın laneti hep üzerinde olacak. Sakın ola dokunmayın ona!

5 Mayıs 2008 Pazartesi

Kokundan bildim seni


ne demiş uçurumda açan çiçek
yurdumsun ey uçurum


cemal süreya

25 Nisan 2008 Cuma

Kapıdan kovsanız bacadan girer



İstediğin kadar kapat kapıları, pencereleri. Kendine yine de bir yol bulur ıtır çiçeği. O en kırılgan haliyle uzatıverir boynunu çatlaktan içeriye. Itır çiçeğininki aslında muzip bir gülümsemedir kendi ördükleri kozanın gönüllü mahkumlarına. Bizim önemsediğimiz, dert edindiğimiz şeylerin aslında pek de öyle önemli olmadığını, aslolanın tabiatın sessiz gücü ve döngüsü olduğunu haykırır karamsar ruhlarımıza. Bir yönüyle aşk gibidir anlayacağınız, kapıdan kovsanız bacadan girer.

10 Mart 2008 Pazartesi

Kardelenler


Erken gelen baharın bir başka müjdecisi daha: Kardelenler (Galanthus elwesii)... Erdoğan Tekin Hocamıza göre Ankara'ya bu kadar yakın görülmemeleri gerekiyor (fotograf Kızılcahamam Çamkoru yakınlarında çekildi). Ama olsun, yorucu bir yürüyüşte güzel bir sürpriz oldu hepimize. Unutmadan ekleyelim, sadece baharın değil umudun da simgesi kardelenler. Çünkü kış ne kadar uzun ve sert geçerse geçsin, zamanı gelince kardelenler o duru güzellikleriyle apansız çıkıveriyorlar karşımıza.
Posted by Picasa